7 Temmuz 2017 Cuma

Beni Değersiz Hissettiren Herkesten Vazgeçtim.....

.





Annenizin, babanızın ve sizi seven insanların bakışlarından size duyulan sevgiyi, hayranlığı, kaygıyı, gururu hissettiğiniz gibi; sizi çekemeyen birisinin bakışlarından da kıskançlığı, küçümsemeyi, korkuyu, nefreti, düşmanlığı hemen hissetmez misiniz?

Altıncı his mi desem gönül gözü mü desem her neyse bende o his çocukluğumdan beri çok güçlüdür, yani tipik bir yengeç burcu özelliği….

İletişim içinde olduğum kişinin sözleri kadar bakışlarından, duruşundan yorum yaparım her daim. Gözler kalbin aynasıdır çünkü, beden dili de aynanın çerçevesi…..

Hemen hissederim karşımdaki insan bana ne kadar değer veriyor, benim ona verdiğim değer kadar mı, daha az ya da daha çok mu, anında ölçer biçer tartarım…..

Gençken bu farkındalığımı, alınganlık zanneder, yaşadığım olumsuz bir iletişimde “hata bendedir” diye düşünür kendimi geliştirmeye çalışırdım. Karşımdakinin gözüne girmek, değer vermesini sağlamak için çırpınır dururdum….

Oysa hiçte öyle değilmiş, insanlar karşısındakine verdiği değere, sevgiye, ilgiye, bazen beklentisine göre davranırmış…….








Bir anım geldi aklıma, sanki dün gibi taze!!!!!!
Yıllar yıllar önceydi, mutlu, sevgi dolu, güler yüzlü ve şirin bir çocuktum.  Gerçek söylüyorum, “kendim” diye taraf tutmuyorum vallahi…..

Evde anneme yardım eder, kardeşlerime ablalık yapardım hiç gocunmadan hatta yararlı olmaktan dolayı keyif bile alırdım bazen. 
Büyüklerime çok saygılıydım,  misafir gelince anneme yardım edebilmek için koşturur dururdum. Annemin küçük kardeşi “dayımı ve eşini” çok severdim, onlarla vakit geçirmekten çok mutlu olurdum….

Lakin dayımın genetik özelliği miydi neydi bilemiyorum, hiçbir şeyi ama hiçbir şeyi beğenmezdi ve sürekli beni eleştirirdi. Ergenlik yaşımda bile bana tokat attığını şu an dehşetle hatırlıyorum. Bütün bunlara rağmen onu olduğu gibi kabul etmiştim. Genetik özellikleri gereği herkese böyledir diye hoş görürdüm üstelik….  

Gel zaman git zaman ben tıp fakültesinde okumaya başladım. Bir yaz tatilinde yine mutlu bir şekilde onları ziyaret gittiğimizde, eşinin sümüklü yeğeniyle bir iltifat bir espri sohbet ettiğini görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Uğradığım hayal kırıklığını anlatmam mümkün değil, “vay be” dedim içimden, “beni sürekli iğneli sözlerle eleştiren, takdir ve iltifattan habersiz olduğunu sandığım, ö… dayım böyle zarif cümleler kurabiliyormuş, ancak insan ayırımı yapıyormuş meğer”.

O yaşımda oldukça cesur bir karar verdim, ağzıyla kuş tutsa benim için bitmişti artık, o gün ondan ve ailesinden vazgeçtim…..

Beni değersiz hissettiren herkesten ve her şeyden vazgeçmek için miladım oldu o gün….

Bir zamanlar benim için önemli olan insanlara dair hiçbir şey hissetmediğim gibi yaptıkları hiçbir şeyin de umurumda olmadığını fark edip yürüyüp gitmeyi o gün öğrendim.....







Kimseye kendimi sevdirmek zorunda olmadığımı ya da bunun zorla olmayacağını anladım. İçimdeki sevgi böcüğünün etkisiyle karşımdaki insanlara bir müddet/zaman/süre tanısam bile, asla bekleme yapmamayı, vakit kaybetmemeyi öğrendim…..

Hayatım boyunca sevmediğim, inanmadığım hiçbir şeyi yapmadığım gibi güven duygumu sarsan ve bana itibar etmeyen hiç kimseyle yola devam etmedim. Ben bir sürü çaba harcarken benim için çaba harcamayan karşılıksız kalmış bir dostluğu, arkadaşlığı sürdürmedim hiç, kendime saygı duymamı etkileyecek gidişe dur dedim çoğu zaman ve hiç beklenmeyen bir anda bıraktım ipin ucunu…..

Kim olurlarsa olsunlar, beni değersiz hissettiren herkesten vazgeçtim.

Evet sadece ve sadece vazgeçtim…….

Profesyonel iş yaşamımda her aşamada, farklı dozlarda olumsuz birçok duygu ve davranışa maruz kaldım. Tahammül, sabır, katlanma, mücadele gibi çeşitli baş etme ve savunma mekanizmalarımın yanı sıra sadece iletişimden vazgeçerek huzurlu olmayı öğrendim…..

Vazgeçmek, bana özgürlük getirdi, hüzünlü olsa da duygu ve düşüncelerime berrak bir netlik kazandırdı, kendime olan saygımı artırdı her zaman....
Ne derler, beni yıkmayan şey  güçlendirir (what doesn’t kill you makes you stronger) misali…..







Ancaaaaak ben de robot gibi mekanik bir insan değilim hiç şüphesiz, ömrü hayatımda yıkamayan ama hasar bırakan dostlarım olmuştur mutlaka …..
Şu da bir gerçek ki; değerimi bilen, sıkıntılı anlarımı olduğu kadar “mutluluklarımı da kıskanmadan sevinerek paylaşabilen”, itibar, takdir, iltifat konusunda cimri davranmayan, dostluğumu sürdürebilmek için emek harcayan, özen gösteren, beni hayatının merkezine veya merkezine yakın bir yere koyan insanları başımın tacı yaptım ve yapacağım her zaman…..

Aslında bugünkü Ben’in gelişmesinde katkısı olduğu için dayıma bir teşekkür borçlu olabilir miyim?????


9 yorum:

  1. BU konuda benzer duygulara sahibiz. Kan bağı ne kadar yakın olursa olsun gözünün yaşına bakmadım ve bakmam da... Kararlarım cidden bana iyi geliyor. Seçtiğim ve hayatıma kabul ettiğim insanlarla daha iyi, özgür ve mutlu hissediyorum.

    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  2. okuyunca ben de dehşete düştüm. bir dayının yiğenine tokat atması yenilir yutulur bir şey değil gerçekten. aslında o zaman çizmeliymişsin üstünü. insan bazen bazı şeyleri kaldıramıyor gerçekten. hakkında hayırlısı olsun. dediğin gibi her işte bir hayır vardır, artık insanlara değer verirken daha dikkatli olmana sebep olmuştur bu durum :)

    YanıtlaSil
  3. Tebrik ederim en doğru kararı vermissin. Bende senin gibiyim. Hareket tavırları ayna gibi yansıtırım. Ve bana iyi davranmıyorsa bende davranmam. Değer vermiyorsa vermem. Herkes hakettigi yerde olmalı değil mi ? Bu ailen bile olsa neredeysen oraya koyacaksın. Beni mutsuz edenleri hayatimdan cikarinca daha mutlu oldum. Tipki senin gibi. Hep mutlu ol insallah 💕💕😘😘

    YanıtlaSil
  4. "Hey! Ben kimseden vazgeçmem, vazgeçemem" diyor ve sizi bir şarkı sözlerine davet ediyorum:)

    Bazen daha fazladır her şey
    Bir eşikten atlar insan
    Yüzüne bakmak istemez yaşamın
    O kadar azalmıştır ki anlam

    O zaman git hemen radyoyu aç bir şarkı tut
    Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor
    Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
    Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor

    Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
    Öyle de böyle de ayrılıktan kaçılmıyor
    Hem çok zor hem de çok kısa bir macera, ömür
    Ömür imtihanla geçiyor

    Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem
    Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
    Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem
    Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir...

    Bir şiirden, bir sözden
    Bir melodiden, bir filmden
    Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
    Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
    Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor

    Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem
    Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
    Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem
    Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir.

    Gizli Not- şimdi sizler vazgeçiyorsunuz ya icabında.. korktum ben biliyor musunuz? ya benden de vazgeçerseniz... insanlık hali... olmaz olmaz demeyin... olur ya:))

    YanıtlaSil
  5. Akşam yemeğine geç ya da erken gelmemle içten ilgilenen bir kadın uğruna, bütün dehamı ve tüm eserlerimi feda etmeye hazırım.
    Ivan Sergeyevic Turgenyev

    Bazen küçük bir bakış insana dünyaları verir. Bazen küçük bir bakış insanı cehennemin derinliklerine yollar.
    Jean Jacques Rousseau

    YanıtlaSil
  6. Sevgili arkadaşlar,
    uzun süredir benim bloğumun yorumlar bölümünde sorun var, nasıl bozuldu bilmiyorum. Sizlerden yorum yazamadığınıza dair geri bildirim alınca sağ olsunlar Hayal Kahvem ve Momentos yardım ettiler ama sorun bir türlü düzelmiyor. Hepinize tek tek geri dönüş yapıp cevap vermek istiyorum ama yorum kutusu açılmıyor....
    Help, help, help, help.......

    YanıtlaSil
  7. Galiba renklerle ilgili sorun. Yazının rengi fon rengiyle aynı olabilir mi? O yüzden görünmüyordur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Gerçekten sorun yazının rengiyle fon renginin aynı olmasıymış. Hangi ara renkleri değiştirmişim hatırlamıyorum.

      Sil
    2. Şablonu değiştirdiyseniz renklerde değişiyor. O yüzden ben de kolay kolay şablon değiştirmiyorum. Tek tek uğraşmak zor geldiği için.

      Sil

.