19 Ağustos 2014 Salı

Ergenliğin ve Flört Etmenin Dayanılmaz Ağırlığı


 
 
 

Okumayı erken sökmeme rağmen ergenlik konusunda biraz geç geliştim galiba.....
Adet görmeye bile ortaokulu bitirdiğim yaz başlamıştım. Oysa sınıf arkadaşlarımın çoğu ortaokul birinci sınıftan itibaren adet görüyorlardı. Karnı ağrıyıp bayılanları, oturduğu yerde kımıldamaktan korkanları görünce ve kız çocuklarının çiş yaptıkları yerden ayda bir hafta sürekli kan aktığını ve bunu çiş tutar gibi tutamadıklarını öğrenince dehşete düşmüştüm.

O yıllarda şimdiki gibi çeşit çeşit kanatlısı, parfümlüsü, incesi, kalını, gündüz için ayrı gece için ayrı olan ped çeşitleri yoktu maalesef. Sınıfta aniden adet gören kız arkadaşlarımıza; öğretmenlere ve erkek öğrencilere çaktırmadan, acilen aramızda para toplayıp eczaneden pamuk alıp yetiştirmeye çalışırdık. Bu kadar kulak dolgunluğum olmasına rağmen ortaokulu bitirdiğim yaz tatilinde  ilk defa adet gördüğümde çok korkmuş ve ağlamıştım. 

Bu kendi inisiyatifimde olmayan ve tıbbi olarak en normal büyüme gelişme kriterinden utanmıştım. Benim hala adet görmediğim konusu, annemin aklına lise birinci sınıfın sonlarına doğru geldi. Beni bu nedenle doktora götürmek isteyince suç işlemiş gibi itiraf etmek zorunda kalmıştım. Anneciğim benden sadece 18 yaş büyüktü. Evimizin ve benden küçük üç kardeşimin sorumluluğu onu çok meşgul ettiği için benim ped sorunumla da pek ilgilenmediğini hatırlıyorum. Ama benden edindiği tecrübeyle, sanırım 5-6 yıl sonra kız kardeşim adet görmeden önce, onun için ped çeyizi hazırlamıştı. Sırf bu nedenle yüksek lisans tezimi liselerde kişisel hijyen& adet hijyeni üzerinde yaptım ve bir doktor olarak ergen sağlığı konusunda çok faydalı çalışmalarım oldu. 

Adet görme konusunda olduğu gibi flört etme konusunda da oldukça geç kaldım. Ortaokulda erkek Fatma gibiydim, oğlan çocuklarını pataklardım. Ortaokulda patakladıklarım lisede boy atıp benden uzun boylu olunca cinsiyetimin farkını anladım. Küçük bir şehirde değil flört etmek, çarşıda dolaşırken erkek sınıf arkadaşlarımı uzaktan gördüğüm zaman selam vermemek için yolumu değiştirirdim.  Babam kızmasın diye. Korkusuz kız arkadaşlarım ortaokuldan itibaren flört etmeye başladılar. Sarışın güzeli Esen vardı, ortaokulda sınıf arkadaşım. Babasından sıkı dayak yiyip günlerce okula gelemediği olurdu.

Babasından dayak yese de her sene başka biriyle flört etti. Bir sevgilisi vardı lisede okuyan, her sabah bir gülle ortaokulun kapısında beklerdi, melul melul bakardı bizim kıza. Dizi filmler olmadığı için Esen'i izlemek çok heyecanlıydı. Önceki yazılarımdan biliyorsunuz babam benim tıp okumam için, ortaokul ve lise yıllarımda çok fazla sıkıyönetim uygulamıştı. Bu nedenle kimselere yan gözle bile bakamadan, nihayet başka bir şehirde üniversiteyi kazandığımda özgür kalacağımı düşünmüştüm. Fakat ne mümkün.
Babam beni okuluma ve yurda yerleştirdikten sonra şöyle bir ultimatom vermişti, "bir siyasi gruba girersen veya bir erkekle gezersen seni hemen okuldan alırım". Sınıfta toplu olarak çektirdiğimiz fotoğrafları dahi inceler, bu oğlan iki resimde de neden yanında durmuş diye hesap sorardı.

Zaten tıp fakültesinde dersler çok ve ağır. Sabahlara kadar ders çalışıp 2-3 saat uyku ile okula giderdik. Üstüne aşırı siyasi ve baskıcı bir ortam vardı ve bu arada yaşamamız gereken bir gençlik. Üniversitenin ilk yıllarında, kızlı erkekli karışık arkadaş gruplarıyla kantine veya parka gidip çay içmek, çekirdek çitlemek tek sosyalleşme aktivitemizdi.

Sonraki yıllarda benzer gruplarla kahveye gidip okey, king oynamaya ve sinemaya, pikniğe gitmeye terfi etmiştik. İki kişi oynandığı ve şamatası az olduğu için tavla oynamayı hiç sevmezdim. Fakültenin ilk yıllarında birçok sınıf arkadaşım flörte başlamıştı. Ancak enteresan bir şekilde erkek arkadaşı olan kızlar sınıfta çok sessiz otururlardı, hiç bir şamata gırgıra katılmazlardı. Çünkü maço erkek arkadaşları buna izin vermiyordu. Hanım hanımcık, gülmeden, sesini yükseltmeden o erkeğin terkisinde oturmaları gerekiyordu.

Baba baskısından sonra erkek arkadaş baskısına isteyerek girmek! Benim özgür ruhum için asla tahammül edilecek bir durum değildi. Babacığım beni büyütmüş, okutuyor ve başıma bir şey gelmesinden korktuğu için kurallar koyuyordu. Ama bir sevgili hangi hakla okulda ve derste kurallar koymaya cesaret edebilirdi.
Üniversite yıllarımda birlikte güldüğüm, üzüldüğüm, ders çalıştığım, sınavlara girdiğim, nöbet tuttuğum, her şeyden önemlisi birlikte yetiştiğim, geliştiğim birçoğuyla bugün bile görüştüğümüz kız veya erkek çok güzel arkadaşlıklarım oldu çok şükür. 

Beşinci sınıfa başladığımda ben de aşık oldum, flört ettim. Ama bu güzel aşk öyküsünü burada iki satırla geçiştirmem mümkün değil.

Uzun hikaye:)

1 yorum:

.